Erzincan Masaj Salonu Esra Hanım

Erzincan Masaj Salonu

Erzincan Masaj Salonu Öte yandan saygınlık sınırlarının haricinde yaşamı sürdürmenin avantajları da vardı. Fahişeler ve öteki ayak ekipı hemen hemen tam bir cinsel özgürlüğe, hatta hizmet ettikleri adamların çoğundan daha büyük bir özgürlüğe sahiptiler. Bazı saygın hanımlar fahişelerin hayatına (en azından ideal olanlarınkine) imreniyorlardı. Özellikle de Roma’da yaşayan fahişelerin hayat tarzları bu kadınlara cazip geliyordu. İyi kadınlardan kendilerini alçaltmamaları beklenirdi fakat bu beklenti çoğu süre boşa çıkardı.

Namusları için ölen erdemli Romalı hanımların hikayeleri, kötü yola sapan sözde namuslu ev hanımlarının ve kızların ibretlik hikayelerinden fazla değildi. Belki de bunun en renkli örneği imparator Claudius’un genç karısı, “İmparatorluk Fahişesi” Messalina’dır. Juvenalis ve tarihçi Cassius Dio’nun söylediklarına nazaran kadın bir gece sarı bir peruk ve pelerin giyerek saraydan sıvışmış. Tek bir hizmetçinin eşliğinde şehrin karanlık caddelerinden geçip bir geneleve gitmiş. Orada “epeydir kullanılan örtülerin kokusunun yayıldığı” bir hücreye yerleşmiş. Genelevde Lycisca (Kurt-Kız) adını alarak gözde bir fahişeye dönüşmüş. Genelevin öteki kadınlarıyla cinsel bir yarışa girerek düzinelerce erkekle yatarak yarışı ustaca kazanmış ve “her bir müşterisinden de parasını almış”.

Erzincan Masaj Salonu

Erzincan Masaj Salonu Kapanma zamanı gelip genelevin işletmecisi diğer kızları gönderdiğinde, Messalina “kendisini tatmin edemeyen müşterilerinden sonra hâlâ şehvetle kasılıp gevşeyen dişiliğiyle yakıcı bir biçimde” bekliyordu ve gitmeye hazır değildi. İsteksiz bir şekilde evine döndü. Tek fahişelik deneyimi bu değildi. “Yüksek tabakadan” bazı hanımları yanına alıp sarayda bir genelev kurarak iş tutmuştu. İmparator Augustus’un kızı (ve daha sonra Tiberus’un karısı) Julia’nın da ondan aşağı kalır yanı yoktu. Babasının kısıtlayıcı evlilik ve zina yasalarını önerdiği şehir meydanının her köşesinde kendini satmıştı.

Evli olması ve en yüksek mertebeden gelmesi Julia için önemli değildi. “Neyi istiyorsa, onu hakkı olarak görüyordu, ” diye yazıyor Seneca. Utandırdığı babasının onu sürgüne göndermekten başka çaresi yoktu. Çapkınlık kendi başına anlaşılabilirdir fakat soylu kadınları para için çapkınlık meydana getirmeye iten şey neydi? Konu hakkındaki yazılı kaynaklarda hazır bir yanıt yok. Messalina ve Julia’nın paraya ihtiyacı yoktu. Keza adı kötüye çıkmış soylu hanım Vistilia’nın da, ama onun fahişe olması acil bir hukuk sorununa pratik bir çözüm sağladı. Fahişeler zina kabahatundan muaf tutulurken, Vistilia şeklinde aristokrat ailelerden gelen kadınlar için durum öyle değildi.