Erzincan Masaj Salonu

Erzincan Masaj Salonu

Erzincan Masaj Salonu Sokakta kalanları eve almak için uygun bir zaman değil. Buraya Julius Arkwright’ı düzeltmeye gelmemişti. Eğer düzeltirse o da ötekiler benzer biçimde çekip giderdi. Ve bu adam serbest bıraktığına pişman olacağı biri olabilirdi. Ona teşekkür etmek ve iyi geceler dilemek için ağzını açtı. “Bir bitki,İ£ eşekkürler.” dedi Julius. Eşikten geçip kapıyı kapadı. “Daha önce hiç bitki çayı içtiğimi sanmıyorum. İlginç olabilir.” Grace, o an yaptığına inanamayan bir vaziyette birkaç saniye öylece kalakaldı. Sonra Julius’un ona bakmış olduğunı ve bir sonraki hareketini beklediğini görünce kendini toparladı. Eve alıp besleyecek hâlim yok ya diye düşündü. Alt tarafı bir çay. “Çay.” dedi ardından, topuğunun üzerinde dönerek.

“MutOmzundaki çantayı dolgun koltuklardan birine atıp eski tip dev mutfağa yöneldi. Havadar perdelerin arasından göle vuran ay ışığını görebiliyordu. Göl kenarındaki evlerden bazılarının ışıkları, ağaçların arasından süzülüp Grace’in evine kadar ulaşıyordu. Alçak sokak lambaları gölün çevreını bir kolye gibi çevreleyen yaya yolunu aydınlatıyordu. Birden çaydanlıktaki suyun iyi mi kaynatıldığını bile unuttuğunu fark etti. Fak.” J ayne Ann Krentz sonrasında ocağın altını yakıp kendine bunun bir tek bir çay daveti bulunduğunu hatırlattı. Bir türlü engel olamadığı bu sebepsiz coşku hissi ileride bir problem teşkil edecekti muhakkak. Sadece şu anda bunu umursamıyordu. Julius, fayans döşenmiş tezgâha yaslanıp kollarını kavuşturdu.

Erzincan Masaj Salonu

Erzincan Masaj Salonu Sanki kendi evinin mutfağındaymış ya da orada çok süre geçiriyormuş benzer biçimde bir hava vermeyi başarmıştı bir anda. Grace’in kavanozdan iki tane çay poşeti çıkarışım izledi. “Ne çayı o?” diye sordu. “Papatya.” dedi Grace. “Rahat bir uyku çekmeni sağlıyor.” “Ben genelde doktorun tavsiye ettiği dozda bir kadeh viski içerim.” Grace gülümsedi. “O reçeteyi ben de sık sık kullanırım, şahsen.” “Bu aralar uyku probleminin var anlaşılan.” Grace çay poşetlerini fincanlara koydu. “bazen,” dedi Grace itiraf ederek. “Haklıydın. Patronumun cesedini bulmak beni hakikaten de şoke etti.”

“Gazetede çıkan haberleri okudum,” dedi Julius. “Witherspoon Way, Kuzeybatı Pasifik’in yükselen yıldızlarından biri olduğundan hikâye dikkatimi çekti. Grace başını iki yana salladı. “Şimdi ise her şey sonlanmış oldu. Sprague’in yarattığı her şey yakında yok olup gidecek.” “Ürün yerine kişiler üzerinden yürüyen işlerin hepsinin kaderi aynıdır. Şöhretler, atletler, aktörler; hepsinde aynı hikâye. Çalışırlarken milyonlar kazanabilirler fakat adım atarına bir şey gelirse tüm şirket çöker.” Çaydanlık ıslık çalmaya başladı. Grace ocağı kapatıp sıcak suyu fincanlara döktü.